12/3/2007 - herşey mavi bir yolculuk...
Çok uzaklardan,fezadan,
Değil,
Memleketten geliyorum dost.
Felaket bir zaman,
Yıkık bir mekandan,
Değil,
Tanrıların diyarı,cennetin aksi,
Mezopotamya’dan geliyorum dost.
Yüreğim elimde,
Sevdam dilimde,
Bir koşuşun,
Bir kaçışın kokusu nefesimde,
Ötesi bir boşluk kaldı cebimde,
Onu da senle paylaşmaya geldim dost.
Aklım bir sende,
Birde barışa muhtaç,
Kavgaya yorgun memleketimde.
Yüreğim bir boşaltılmış köy,
Birde içli,dışlı savaş korkusunda.
Güvercinlerden duydum,
Bu Bahar ülkemde,
Kardelenler açmayacak,
Çocuklar halaya durmayacakmış,
Tüm çiçekler savaşın çığı altında kalacak,
Börtü böcek girecek tabiatın kollarına,
İmdadına sığınacakmış.
Kirli bir savaşın,
Kanın,
Acının,
Kokusunu almışlar. Hiçbir rüzgarın,
Kasırganın,
Sürüklemek istemediği,
Büyük bir karabulut,
Kara bir duman,
Yükseliyormuş ülkemin üstüne.
Bu savaşın sessidir dost,
Bu ölümlerden,
Yıkımlardan,
Kıyımlardan,
Barışa sığınışın,
Bir eski zaman ağıdıdır.
Bu Dicle’nin,Fırat’ın
Hazince çağlaması,
Zap suyunun kana bulunmasıdır.
Yaklaşan savaştır dost,
Yaklaşan çocuk ölümleri,
Yaklaşan kimsesiz cesetler,
Yaklaşan savaşa karşı duran,
Başkaldıran yüreklerin,
Zorlu ve kanlı,
Yolculuğudur sonsuz maviliğe.
Şimdi korkuyorum dost,
Barış tanrısı Eldath’a sığınıyorum,
Bütün dualarımı göğe gelin ediyor,
Telli duvaklı bir barış istiyorum.
Ama dilim lal oluyor,
Çaresizliğin boşluğunda,
Sallanıyor yüreğim umarsızca.
Öyle yitik bir zamanın dilimindeyim,
Öyle tükenmiş,
Bitkin,
Bir vaktindeyim ki ömrümün,
Güneşin sönmesinden korkan,
Ürken,
Bir günlük ömre doyamayan,
Kelebekler gibiyim.
Ulaşamamanın,
Ulaşamayacak olmanın,
sonsuz korkusu içindeyim dost.
Şimdi firari olur sevdam,
İnsanlık olur,
Barış olur davam.
Şimdi faili meçhuller,
Ölümler sarar bedenimi.
Şimdi dilimde,
Keskin bir haykırış,
Çılgın bir bağırış,
Tek kelimeye bürünür hayat,
Olur son söz,
Barış..inadına barış…
Öyle yankılanır ki bu ses,
Yüreğimde,
Bir gürültüdür,
Duyulur tüm memleketimde.
Bu ses çok tanıdıktır aslında,
Sevdikleri yakılırken fırınlarda,
Bir çocuğun çığlığıdır,
Nazi kamplarında.
Bir annenin,
Minik çocuğunun,
Bir karanlık öğleden sonrasında,
Yaşından çok mermi,
Yerken,
Minik bedeni cansız,
Yere düşerken,
Yüreği bir çaresizlik denizinde,
Çaresizce yüzerken
İçten içe sessiz bir slogandır,
Barış…
Filistin’de bir babanın,
Bir bidon dibinde,
Çocuğuna sarılıp,
Gözlerini kaparken,
Yasal mermiler altında,
Tanrısına sığınırken,
İlk ettiği dua,
En imanlı yakarışıdır barış…
Şimdi barış bir çağrıdır,
Bir el uzatıştır dostlar.
Şimdi savaşta yetim yüreğimin,
Sizin vicdanlarınızdan dilendiği,
Bir parça aydınlıktır.
Savaşlı dünlere inat,
Barış dolu yarınlara,
Umut dolu bir geleceğe,
En misafirperver davettir.
Uzatın ellerinizi,
Ellerimiz ellerimize değsin,
Sonra gözlerimiz gözlerimize,
Sözlerimiz hep barışa dolansın,
Yüreğimiz selama dursun,
Ülkemde bir çocuklar konuşsun,
Bir onlar anlatsın,
Onlar haykırsın barışı.
Şimdi barış bir el mesafesinde,
Her şey bir el uzatmaktan ibaret,
Her şey bir mavi yolculuk,
Bir barışça yürekleri ziyaret…
Botan(9 may 2006)
|